Burak Erkal
keyif insanı ..

Oct
24

Bir kitabı okumaya başlayıp bir çırpıda bitirenlere imrenirim hep. Ben genelde iki üç kez başlarım aynı kitaba. Hatta bazen haftalar aylar geçer kitaptaki kahramanın adını bile unutacak hale gelirim. Böyle zamanlarda ya bir bahane ile teselli ederim kendimi ya da kitaba atarım suçu olur biter.

Üniversitedeyken Orhan Pamuk’tan Kara Kitap’ı okumaya başladığımı hatırlıyorum, uyku problemi çektiğim bir döneme denk gelmişti ( bahaneme bakınız )

Alırdım elime kitabı, 6. sayfada uyku garanti. En iyi uyku hapı, en çabuk çarpan alkol öyle hızlı etki edemez insana.

O gün bugündür bitmeyen kitaplar benim için Kara Kitap’tır. İşin garibi bu sıfatı koyduğum kitapların ortak bir özelliği de yok, yarım kalmaları dışında.

Karşımda duran kitaplıkta gözüme takılanlar oldu bu akşam, J.C Grange’ dan Siyah Kan var mesela, bu adamın birçok kitabını okudum bitirdim, çok da beğendim ama bu kitabın 306. sayfasında kalmışım.

” Marc saat ondörtte uyandı. Odayı bir ışık seli doldurmuştu. Yatak çarşafları sırılsıklamdı.Geceki rüyalarının hiçbirini hatırlamıyordu… “

Aslında merak da uyandırıyor insanda, acaba o gece Marc’ ın başına ne geldi ? Bu olan biten her yere çekilir yani Marc haberin olsun.

Bir de Pegasus Edebiyat ödülü almış olan Rasero – Aklın Düşü var. F.Rebolledo 590 sayfa yazmış ama ben 100 sayfa okumamışım. Ayıptır artık.

” Babasının taşradaki bağlarından gelen şaraplar burada depolanıyordu. Misket şarapları, Montilla benzeri şaraplar, beyaz sofra şarapları kocaman meşe fıçıların karnında dinleniyordu. ” Ah be Fausto, cennet gibi yerdesin elini sallasan şarap, ben ki şarap severim nasıl okumadım bu olayların devamını..

Amin Maalouf yazmış Yüzüncü Ad’ı, ben okumuşum 160 sayfasını. Baldassare’ nin yolculuğu da yarım kalanlar arasında.

“Bir aşk şarkısı, eski bir İspanyol romansı söylüyordu. Kral’ın kızı Meliselda’ya rastladım, ışık saçan o güzele..” tam romantik bir ortam oluşmaya başlamış. Müzik, güzel bir kadın.. ben bırakmışım kitabı hayatıma bakmışım. Bu ortamdan daha iyisi vardı demek ki, sallamışım sanal alemi.

Gerçek hayatta da böyle yapıyoruz aslında farkında olmadan. Hayatımıza giren insanları, yaşanan olayları, hissettiklerimizi bir an geliyor olduğu yerde bırakıyoruz.

Sonrasını merak etmiyorsak devam etmek de anlamsız geliyor. Bahaneler de girerse devreye, olanı biteni bir kara kutuya hatta kara deliğe bırakıp devam ediyoruz yaşamaya.

Herkesin vardır böyle kitapları, düşünün bakalım neleri yarım bıraktınız..

Hepinize keyifli bir hafta diliyorum.

Burak Erkal

Oct
16

Yine pazar geldi, yazı yazma vakti.

Tam oturdum koltuğa, tv kanallarında gezinirken Adriana Lima’ yı gördüm. Hakikaten çok güzel kadın, koy karşına bak saatlerce, işte öyle bir şey.

Dans ediyormuş, boks yapıyormuş, daha neler neler kimbilir.

On parmağında on marifet olan insanları hep takdir etmişimdir. Yani şu dünyaya bir kez geliyoruz. Heves ettiklerimizi deneyelim, illaki en az birinde kalıcı birşeyler yaparız.

Sporsuz, sanatsız, hobisiz olmaz diye düşünüyorum. Yeteneksiz insan yoktur, yeteneklerinin farkına varamadan göçüp giden insanlar vardır.

Bende yetenek yok diyenleri ayna karşısına geçip kendisini tokatlamaya davet ediyorum. Boş boş vakit öldürmek yazıktır, yapmayın etmeyin.

Yazarken kendim bile gaza geldim, neler yaptım neler yapsam acaba diye düşünmeye başladım.

Haftada ne kadar boş vaktimiz var ?

Ne kadarını spor, sanat veya farklı bir hobiye ayırabiliriz ?

Hemen kağıt kalemi elimize alıyoruz, not ediyoruz ve harekete geçiyoruz.

Konfiçyüs demiş ki ; ” Yetenek hiçbir zaman kendisine olan talebi karşılayamayacaktır. “

Bu arada pazar akşamları yazı yazmak iyi geldi, Adriana iyi geldi, ne hakkında yazacağımı önceden düşünmemek de süper bir şey, evet tüm bunlar doğaçlama.

Herkese keyifli bir hafta diliyorum.

Burak Erkal

Oct
09

Bugün 09/10/11 pazar, az önce düzenli yazı yazsam nasıl olur ki diye düşündüm. Düşünme sürecim bitmeden yazmaya başladım. Haftada bir yazayım, zihnimi taze tutayım şeklinde garip bir bahane ile bu işe giriştim. Haydi hayırlısı..

Rastgele seçeceğim bir kelime ile içimden geçenleri yazıya dökmeye karar verdim. Kings of Convenience dinlerken başlayan bu yazma halinde kendimi hayal kurarken buldum. İlk yazımın esin kaynağı “ Hayaller ” oldu.

Hayal kurmak  ya da kurmamak işte bütün mesele bu !

Aslında vaktimiz çok ama bahanemiz daha çok. Yapmak istediklerine vakit ayıracağı, hayal kurup peşinden koşacağı  yerde değmez işlere ömrünü veren insanların sadece tek can hakkımız olan bir oyunda olduğumuzu farketmeleri genelde çok geç oluyor.

Hani bir insert coin yok, can satınalmak yok, dur abi geçeyim bu bölümü senin yerine diyen de yok.

Sonrası ahlar vahlar, nasihatler, keşkeler gibi pis pis kelimeler ..

Madem öyle bu satırları okuyanların hemen kağıt kalem alıp üç ulu soruyu kendilerine sormaları gerekli bu oyunda. Sonra da hemen cevaplara göre yaşamaya başlamalı. Sadece söylemekle olmaz.

Kiminle ?

Nerede ?

Ne yapmak istiyorum ?

Bulamadım ben iyiyim böyle diyenlere sözüm yok, dürüst olalım yeter.

Kısa ve öz olan bu ilk yazımı geçen haftaiçi vefat eden Steve Jobs’ un hemen herkesin bildiği, bilmeyenlerin de birazdan okuyup öğreneceği satırları ile sonlandırıyorum.

Hepinize keyifli bir hafta diliyorum.

Burak Erkal

“Your time is limited, so don’t waste it living someone else’s life. Don’t be trapped by dogma – which is living with the results of other people’s thinking. Don’t let the noise of other’s opinions drown out your own inner voice. And most important, have the courage to follow your heart and intuition. They somehow already know what you truly want to become. Everything else is secondary.”

Oct
03

Apr
30

bazen birşeyler dokunur insana
bir film ince bir sızı bırakır
belki de kulağında çınlayan fısıltısı şarkının
alır da onu uzaklara götürür

bazen birşeyler dokunur insana
albüm kenarından sarkmış bir fotoğraf
eskiden yazılmış buruşturulmuş küçük not parçası
tutar elinden seni kendine götürür

bazen birşeyler dokunur insana
karanlık odada bir başına çıt çıkmaz bir sesizlik
kendini dinlemek uzun bir yolculuk gibi
anlamadan beni kendime getirir

10/01/2011 21:28
“127 Saat etkisi”
öyle bir pazartesi

Apr
30

hep eksi bir sevdim beni sevenleri
istesem de olmadı fazlası sanki
daha çok sevmiştim dediklerimi düşündüğümde
onları da hayalimdekinden eksik sevmişim
anladım..

hep eksi bir istedim beraber yapalım denilenleri
istesem de olmadı fazlası sanki
daha çok istedim aslında, dediklerimi düşündüm de..
aslında onları sadece kendim için istemişim
yüzleştim..

bazen önde gitmek, bazen en geriden istemeden takip etmek olanları
hayat tamam olmuyor galiba hiçbir zaman
öyle olacakmış gibi yaşamadan akışına bırakmalı
yaşadığımız eksi bir hayatları
değişmeye başladım..

Kendinle yüzleştin ya..
27/12/2010

Apr
25

beldeki ip from aberkal on Vimeo.

Sep
23

acı dolu gülüyorum .. valuuuveyyyyyy .. from aberkal on Vimeo.

Sep
22
Sep
06

Sahneden Kareler

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.